İçeriğe geç

Abdulkadir Geylani’yi kim söylüyor ?

Abdulkadir Geylani’yi Kim Söylüyor?

Hadi, gelin biraz gözümüzü açalım ve iç sesimizin “kim söylüyor” sorusunu birlikte cevaplayalım. Ama bu yazıyı sıradan bir şekilde, ödev gibi değil, biraz mizah katıp, hayatın karmaşasında hepimizi güldürebileceğimiz şekilde yazalım. Yoksa ne farkı kalacak ki, her gün gördüğümüz, adını ezbere bildiğimiz o “Abdulkadir Geylani” konusu üzerinde biraz kafa patlatırken… Hani, bu adamı kim söylüyor? Tamam, işin içine derinlemesine inmedikçe, “bu ne ya” diyebilirsiniz ama arada böyle sorular sorarak gündelik hayatı ne kadar hafifletebileceğimize odaklanalım. Belki de karşımıza çıkacak sonuç, günümüzdeki yapay zekâlardan daha derin olacak kim bilir?

Hayatın İçindeki “Kim Söylüyor?”

İzmir’de bir kafede, elimde Americano, yaz sıcaklarıyla boğuşan bıyıklı bir adam önümde, deli gibi espri yapmaya devam ediyor. Evet, ben buyum. Bir yandan espri yapıp, bir yandan her şeyi fazla düşünen ve beyninde dönüp duran milyonlarca düşünceyle paralel evrenlere gitmeye çalışan biri.

Hadi gelin, biraz espri ve içsel sorgulama ile 600 kelimenin ötesine geçelim. Bu yazıyı da, tam da kafamın içindeki halle, “Abdulkadir Geylani’yi kim söylüyor?” sorusuna kafa yormaya çalışarak yazıyorum. Çünkü bazen öyle bir noktaya geliyoruz ki, sorular başlı başına komik bir hâl alıyor. İnsanın canı sıkıldığında bir şeylere takılma eğilimi var. Benim takıldığım şey de işte bu soruydu: “Abdulkadir Geylani’yi kim söylüyor?”

Bu soru, bana aslında hayatın her anında duyduğumuz ama çok nadir üzerine düşündüğümüz şeylerin sembolü gibi geliyor. Düşünsene, tam anlamıyla içsel bir hüzünle karışmış bir espri yapıyorsun, karşındaki insan tebessüm ediyor, ama senin içindeki o “ama ya… ben neyi anlatıyorum” sorusu da arka planda çalmaya başlıyor. Tam da böyle bir anın ortasındayız.

Abdulkadir Geylani ve Modern Hayatın Gerçekliği

Şimdi diyelim ki bir gün evde oturuyorsun. Hava sıcak, bıkkınsın, dışarı çıkasın yok. Tam o sırada bir akraban sana “Abdulkadir Geylani kimdir?” diye sordu. Cevabını hazırladığın an, birden şu düşünce geliyor kafana: “Abdulkadir Geylani’yi kim söylüyor?” Kim söylüyor ya, adamın kim olduğunu belki biliyoruz, ama kim söylüyor? Ne amaçla söylüyor? Ve bu soruyu, şimdi ben neden kafama takıyorum? Bu ne zaman başladı? Ya belki de birine şaka yaparak “Kim söylüyor?” sorusunu sorduğumda bir cevap almak yerine daha fazla kafa karıştırmış oluyorum. Kendime sormam gereken şey bu değil de…

Şu an bu soruyu tam olarak size sormanın komikliği bile, düşününce bayağı garip.

İç Sesim: “Kim Söylüyor, Ama Ne Diyor?”

Bir de iç sesim var ya, o var ya… O muazzam. En büyük düşmanım aslında. Kafamda “kim söylüyor?” sorusu çığ gibi büyürken, bir yandan aklımdan geçen başka bir düşünce şunu söylüyor: “Ya senin ne işin var, bu kadar boş bir soruyu bu kadar derinleştiriyorsun. İnsanlar günümüzde neyi anlamaya çalışıyor? Hadi bakalım!”

Aynı anda beynimde başka bir düşünce daha patlıyor: “Abdulkadir Geylani’yi kim söylüyor… demek, bu cümle aslında çok derin bir soru. Aslında herkes bir şeyler söylüyor. Kimse de tam anlamıyla ne söylediğini bilmiyor. Belki birini eleştiriyoruz ama düşündüğümüz şey ya da söylediğimiz, bizim de tam olarak ne olduğumuzu anlatmıyor.” Ve birden kendimi tamamen saçma bir konuşma yaparken buluyorum. “Bunu kimse anlamaz, değil mi?” diye içimden geçiriyorum.

“Abdulkadir Geylani’yi Kim Söylüyor?” ve Sosyal Medya

Bir başka garip şey de sosyal medyada yaşanıyor. İşte bu sorunun aslında cevaplanamadığı yerlerden biri de burası. Hepimiz bir şeyler söylüyoruz. Herkes kendi “Abdulkadir Geylani” versiyonunu yaratıyor. Belki de hepsi birer yansıma. Benim bir arkadaşım, sabah akşam Geylani’den alıntılar yapar, bir gün gözlüğünü takarken “Kendine dön, içini keşfet!” diye bir post paylaşır. Ama sonra, akşamki sohbeti tam olarak hatırlamadığında, kimseye “Abdulkadir Geylani’yi kim söylüyor?” dememeyi tercih eder.

Hadi, itiraf edelim. Sosyal medyada bir şeyler yazarken, bazen kimseyi düşünmeden, sadece “söylüyorum” diye başlıyoruz. Bunu yaparken bir bakıyoruz ki, kimse ne söylediklerini fark etmiyor bile. Mesela ben, her gün öğle tatilinde Instagram’da şaka yaparak bir şeyler paylaşan biri olarak, bazen düşündüğümde; “Bu yazdıklarım tam olarak ne anlama geliyor?” diyebiliyorum.

Bir Diyalog: “Geylani Kim Söylüyor?”

Şimdi, bu yazıyı bitirmek üzereyken, kafama gelen bir diyalogla noktayı koyayım.

Ben: “Ya, Abdulkadir Geylani’yi kim söylüyor?”

Arkadaşım: “Valla ben bilmiyorum da… Ben de ‘herkes kendi yolunu bulur’ diyordum ama senin bu soruyla işin daha derin oldu sanki.”

Ben: “Evet işte, bak bu tam da dediğim gibi. Kimse anlamaz, biz de bu kadar kafa karıştırıyoruz.”

Arkadaşım: “Ama belki de gerçekten kimse söylemiyor. Belki de sadece bir şeyleri yeniden duymaya çalışıyoruz.”

Ben: “Ah, evet. Geylani gerçekten kimseye ait değil.”

Sonuç: Geylani ve Kim Söylüyor?

Sonuç olarak, kimse tam olarak “Abdulkadir Geylani’yi kim söylüyor?” sorusuna verilecek net bir cevap bulamaz. Belki de böyle olmalı. Bu soru bizlere, her şeyin çok daha geniş bir perspektiften değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Herkes kendi yolunu buluyor, herkes kendi “kim söylüyor” sorusunu içinde taşıyor. Bu yazıyı yazarken aslında Abdulkadir Geylani’yi kimse söylemiyor, ama her birimiz, düşüncelerimizle bir şeyler söylüyoruz.

Ve belki de bazen, her şeyin bir anlamı yokmuş gibi görünse de, biraz daha derinlemesine bakınca, tüm bu anlamsızlıkların içinde çok şey olduğunu fark ediyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
piabellacasino