İçeriğe geç

Rabbimizin her şeyi bilmesine ne denir ?

Rabbimizin Her Şeyi Bilmesine Ne Denir? Küresel ve Yerel Açısından Bir Değerlendirme

Rabbimizin Her Şeyi Bilmesine Ne Denir?

Rabbimizin her şeyi bilmesi, İslam inancında “ilmin kudreti” anlamına gelir ve bu, Allah’ın her şeyin en ince ayrıntısına kadar vakıf olması anlamına gelir. Bu kavram, hem dini hem de felsefi açıdan büyük bir öneme sahiptir. Dinimizde Allah’ın ilmi sonsuzdur ve her şeyin en küçük ayrıntısına kadar bilen bir varlık olarak tasvir edilir. Peki, bu sonsuz bilgiye ne denir ve insanlar bunu nasıl anlamalıdır? Küresel açıdan bakıldığında, farklı kültürlerde bu kavram nasıl yer buluyor, Türkiye’de bu kavram nasıl algılanıyor? Bu yazıda, Rabbimizin her şeyi bilmesine dair düşüncelerimi, hem yerel hem de küresel perspektiflerden ele almak istiyorum.

Rabbimizin Sonsuz Bilgisi: Küresel Perspektif

Rabbimizin her şeyi bilmesi kavramı, yalnızca İslam’ın bir özelliği değil. Farklı din ve kültürlerde de benzer bir düşünce bulunuyor. Hristiyanlıkta Tanrı’nın her şeyi bilmesi “omniscience” (her şeyi bilme) olarak adlandırılır. Tanrı’nın sonsuz bilgisi, her şeyin, her anın ve her insanın ne yapacağını bilmesi anlamına gelir. Bu kavram, Hristiyan inançlarında da önemli bir yer tutar. Ancak İslam’daki “ilm” (bilgi) kavramı biraz daha derindir çünkü Allah’ın ilmi sadece geleceği değil, her şeyin her anki durumunu ve her bireyin niyetini de kapsar. Yani Allah’ın bilgisi, zaman ve mekânın ötesinde bir şeydir.

Bununla birlikte, Hindistan’daki Hinduizm gibi bazı diğer dini inanç sistemlerinde de, evrenin yaratıcısının ve düzenleyicisinin her şeyi bildiğine dair benzer bir inanç bulunur. Ancak, bu inançların detayları ve nasıl anlaşıldıkları farklılıklar gösterir. Küresel anlamda bakıldığında, Rabbimizin her şeyi bilmesi, aslında insanların evrendeki düzeni ve yaratılışı daha iyi anlamalarına yardımcı olan evrensel bir kavram olarak da kabul edilebilir.

Türkiye’de Rabbimizin Her Şeyi Bilmesi ve Sosyal Yansıması

Türkiye’de de Rabbimizin her şeyi bilmesi, İslam inancında derin bir anlam taşır. Özellikle geleneksel toplumlarda, bu anlayış daha çok Allah’ın mutlak egemenliğini ve insana hükmeden kudretini simgeler. Çoğu kişi için Allah’ın her şeyi bilmesi, aynı zamanda insanların yaptığı her şeyin farkında olması ve nihayetinde her şeyin hesabının verileceği inancını güçlendirir. Bu inanç, hem bireysel hem de toplumsal yaşamda, insanlar üzerinde bir sorumluluk duygusu yaratır. Kişi, her zaman Rabbine karşı sorumlu olduğunu ve her davranışının karşılığını bir gün alacağını bilir.

Bursa’daki yaşamı düşündüğümde, burada da insanların bu inanca dair bir hissiyatı olduğunu görüyorum. Mesela, bir dükkân sahibinin işyerinde gösterdiği özen, tarlasında çalışan bir çiftçinin sabrı veya günlük yaşamda karşılaşılan herhangi bir insanın tavırları, çoğu zaman bu inancın bir yansıması olarak görülüyor. İnsanlar, Rabbimizin her şeyi bildiğini bilerek hareket ettiklerinde, yaptıkları işin ve tutumlarının son derece önemli olduğunu düşünüyorlar. Bu, küçük bir iş yeri sahibinin bile müşteriyle olan ilişkisini nasıl kurduğuna, dürüstlüğüne ve adaletine yansır.

Ancak Türkiye’de bu inanç sadece bireysel bir deneyim olarak kalmaz. Toplumsal olarak da insanları bir arada tutan bir bağdır. Türkiye’deki dini geleneklerin, halk arasında bu inanç etrafında şekillenen toplumsal davranışları nasıl yönlendirdiğini görmek oldukça mümkün. Örneğin, aile içindeki ilişkilere bakıldığında, Allah’ın her şeyi bildiği inancı, ailenin temel değerlerini şekillendiren önemli bir unsurdur. Kadın ve erkek arasındaki roller, yaşlılara karşı saygı, çocuklara verilen eğitim gibi pek çok konuda bu inanç etkili olabilir.

Rabbimizin Her Şeyi Bilmesine Dair Kültürel Farklılıklar

Rabbimizin her şeyi bilmesi konusundaki anlayış, yerel kültürlere göre de değişir. Türkiye’de, İslam’ın etkisiyle bu inanç çok güçlü bir şekilde yerleşmiştir, ancak Batı toplumlarında dini inançlar daha bireysel bir alana çekilmiş olabilir. Batı’daki birçok ülkede, insanların bu konuyu düşünme biçimleri genellikle daha felsefi ve soyut olabilir. İnançlar, bir çeşit ahlaki yol gösterici olarak algılanırken, İslam’daki gibi mutlak bir bilgiye sahip bir Tanrı anlayışı her şeyin özüdür.

Örneğin, Amerika’da yaşayan bir arkadaşım, Tanrı’nın her şeyi bilmesi fikrini daha çok insanlara karşı sevgiyle yaklaşan ve onları anlamaya çalışan bir yaklaşım olarak kabul ediyor. Bu, İslam’daki “ilim” anlayışından farklı bir yorumdur. Yani orada daha çok insanları yargılamadan önce onların niyetlerini ve davranışlarını anlama amacı güdülürken, burada Rabbimizin her şeyi bilmesi, aynı zamanda insana karşı bir sorumluluk duygusu aşılar.

Rabbimizin Her Şeyi Bilmesine Ne Denir? Sonuç

Sonuçta, Rabbimizin her şeyi bilmesi, sadece bir inanç değil, aynı zamanda insanın hayatını şekillendiren bir rehberdir. İster Türkiye’de ister dünyanın başka bir yerinde, Allah’ın ilminin her şeyi kapsaması, insanlara doğru yaşamaları gerektiği konusunda bir yön göstericidir. Bunu anlamak, insanların hem kendi yaşamlarında hem de toplumlarında adaletli, dürüst ve sorumlu bir şekilde hareket etmelerine katkı sağlar. Küresel anlamda benzer inançlar olsa da, her kültür bu kavramı farklı şekillerde anlamış ve yaşatmıştır. Ama her halükarda, Allah’ın her şeyi bilmesi, insanlara yaşamlarını daha anlamlı ve bilinçli bir şekilde sürdürme sorumluluğu yükler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!